İkbari
Thursday, 05 February 2026
Breaking

İran Cumhurbaşkanı ABD ile Müzakerelere Hazır Olduğunu Bildirdi

Tehditlerden Arınmış Bir Ortam ve Ulusal Çıkarların Korunmas

İran Cumhurbaşkanı ABD ile Müzakerelere Hazır Olduğunu Bildirdi
Matrix Bot
18 hours ago
26

İran - Ekhbary Haber Ajansı

İran Cumhurbaşkanı ABD ile Müzakerelere Hazır Olduğunu Bildirdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin Birleşik Devletler ile müzakerelere girmeye hazır olduğunu resmen duyurdu. Bu açıklama, müzakere teklifine yanıt verilmesi amacıyla "bölgedeki dost hükümetlerden" gelen taleplerin ardından geldi. Bu potansiyel diplomatik açılım, artan bölgesel gerilimler ortamında gerçekleşiyor.

Sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) üzerinden yayımlanan bir açıklamada, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi'ye bu görüşmeleri aktif olarak takip etmesi yönünde talimat verdiğini bildirdi. Ancak önemli bir koşul öne sürdü: "uygun bir ortamın varlığına bağlı olarak – tehditlerden ve makul olmayan beklentilerden uzak bir ortam". Bu şart, İran'ın uluslararası etkileşimlere yönelik stratejik yaklaşımını ve zorlayıcı diplomasiyi reddettiğini vurguluyor.

Cumhurbaşkanının açıklamaları, İran Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in, İran'a yönelik herhangi bir askeri eylemin kaçınılmaz olarak "bölgesel bir savaşa" yol açacağı yönündeki sert uyarılarının ardından geldi. Bu söylem, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda yüksek riskleri ve daha geniş çaplı bir çatışma potansiyelini yansıtıyor. Genel bağlam, ABD'nin bölgedeki önemli askeri yığınağını ve Başkan Donald Trump'ın, İran'ın nükleer programı ve iç politikası (özellikle protestoculara yönelik muamelesi) konusundaki taleplerine uymaması halinde olası askeri müdahale tehditlerini içeriyor.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İran'ın ABD ile "adil ve eşit müzakereler" yürütme taahhüdünü ifade ederek, bu görüşmelerin "ulusal çıkarlarımız çerçevesinde yürütülmesi" gerektiğini belirtti. Bu açıklama, İran'ın temel hedefini yinelemektedir: egemenliğini korumak ve halkına fayda sağlayan politikaları sürdürmek. ABD medyasına yansıyan haberlere göre, bu potansiyel görüşmelerin Cuma günü İstanbul'da gerçekleşebileceği ve Dışişleri Bakanı Araghchi'nin ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile bir araya gelmesinin beklendiği belirtiliyor, bu da üst düzey bir etkileşime işaret ediyor.

Diplomatik sahne, Mısır, Umman, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi kilit bölgesel oyuncuların dışişleri bakanlarının da katılımıyla zenginleşiyor. Bu bakanların katılımı, gerilimi azaltma ve istikrarı teşvik etme yönünde daha geniş bir bölgesel çabayı simgeleyebilir. Bu çok taraflı yaklaşım, İran-ABD ilişkilerinin tüm Ortadoğu için önemli sonuçları olduğunun kabul edildiğini gösteriyor.

Pezeşkiyan'ın açıklaması, Dışişleri Bakanı Araghchi'nin Amerikan CNN kanalına verdiği röportajın hemen ardından geldi. Bu röportajda Araghchi, İran'ın "nükleer silahların olmamasını sağlamayı" amaçlayan "bir anlaşmaya varma" yeteneğine güvendiğini ifade etti. Bu pozisyon, İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğu ve nükleer silah geliştirme niyetinin bulunmadığı yönündeki uzun süredir devam eden iddiasıyla uyumludur; bu iddia Batılı güçler tarafından sürekli olarak sorgulanmaktadır.

Gazetecilerin bir anlaşma olasılığı hakkındaki soruları üzerine Başkan Trump, tipik olarak belirsiz bir yanıt verdi: "Eğer bir çözüm bulabilirsek, harika olur ve bulamazsak, muhtemelen kötü şeyler olur." Ayrıca, "en büyük ve en iyi" deniz varlıkları da dahil olmak üzere "muazzam bir gücün" İran'a doğru yönlendirildiğinden bahsetti. Bölgedeki ABD askeri varlığı, USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve Tomahawk seyir füzeleriyle donatılmış destroyerler gibi unsurlarla güçlendirildi, bu da askeri duruşun ciddiyetini vurguluyor.

Pazar günü önemli bir konuşma yapan Lider Hamaney, İran'ın savunma duruşunu yineleyerek şunları söyledi: "Biz başlatıcı değiliz ve hiçbir ülkeye saldırmak istemiyoruz, ancak İran milleti, kendisine saldıran veya taciz eden herkese güçlü bir darbe indirecektir." Bu beyan, İran'ın algılanan herhangi bir saldırıya karşı topraklarını ve çıkarlarını savunmaya hazır olduğunu vurguluyor.

Yakın zamandaki askeri eylemlerin tarihsel bağlamı göz ardı edilemez. Geçen Haziran ayında ABD, İran ve İsrail arasındaki 12 günlük çatışma sırasında üç kilit İran nükleer tesisine hava ve füze saldırıları düzenledi. Başkan Trump, bu saldırıların İran'ın zenginleştirilmiş uranyum üretim kapasitesini "yok ettiğini" iddia etti; bu uranyum hem nükleer enerji hem de nükleer silahlar için kritik bir bileşendir. O dönemde İsrail ordusu da İran'ın nükleer altyapısını, bilim insanlarını, askeri komutanlarını ve füze tesislerini hedef aldı. Misilleme olarak İran, İsrail'e yüzlerce füze ve insansız hava aracı fırlattı ve Katar'daki büyük bir ABD hava üssüne füze saldırısı düzenledi; bu da çatışmanın istikrarsız "misilleme" doğasını gösteriyor.

Geçen hafta ABD Başkanı, İran'ın daha fazla ABD askeri eyleminden kaçınması için iki temel koşul öne sürdüğünü belirtti: "Birincisi, nükleer silah yok. İkincisi, protestocuları öldürmeyi bırakın. Binlercesini öldürüyorlar." Bu talepler, İran'ın nükleer programı, bölgesel davranışı ve ABD yönetimi nezdindeki iç politikaları arasındaki karşılıklı ilişkiyi vurguluyor.

Mevcut durum karmaşık bir jeopolitik bulmaca sunuyor. İran'ın ön koşullarla da olsa müzakereye hazır olduğunu ifade etmesi, gerilimin azaltılması için bir umut ışığı sunuyor. Ancak, derin kök salmış güvensizlik, devam eden askeri duruş ve Tahran ile Washington'ın farklı hedefleri önemli engeller oluşturuyor. İstanbul'daki potansiyel görüşmeler, gerçekleşirse, bu istikrarsız ilişkiyi yönetmede ve Ortadoğu'da daha geniş bir çatışmayı önlemede kritik bir dönüm noktası olarak yakından izlenecektir.

Etiketler: # İran # ABD # müzakereler # Pezeşkiyan # Hamaney # Trump # nükleer program # bölgesel gerilimler # diplomasi # Ortadoğu